kekemelik, kekemelik ankara, kekemelik izmir, kekemelik tedavisi, çocuklarda kekemelik, kekemelik hakkında, kekemelik nedir, kekemelik nedenleri, konuşma bozukluğu, konuşmada gecikme, Ankarada kekemelik tedavisi, izmirde kekemelik tedavisi, kekemelik belirtileri, kekemeliği ortadan kaldırma,
kekemelik Konular
kekemelik Sık Okunanlar
Kekemelik nedir?: Kekemelik, kişinin tekrar kekeleme kaygısıyla konuşma sesi, hece, sözcük ya da, cümleciklerin...
Kekemeliğin nedenleri konusunda bugün bir birlik ve beraberlik yoktur. Kekemeliğin nedenleri ile ilgili ileri s...
Kekemeliğin Belirtileri ve Türleri
Kekemelik ışık ve ses dalgasına dayalı iki tür belirti veren bir iletişim problemidir. Kekemelik tek bir isim i...
Kekemelik nedir?: Kekemelik, kişinin tekrar kekeleme kaygısıyla konuşma sesi, hece, sözcük ya da, cümleciklerin irkilme, duraklama, uzatma, patlatma, yinelemeler ve bazen bunların yanında, birtakım yüz, el, kol ve vücut devinimleri gibi belirtilerle konuşmanın ritim ve akıcılığında oluşturduğu iletişim bozukluğudur.
Kekemeliğin nedenleri konusunda bugün bir birlik ve beraberlik yoktur. Kekemeliğin nedenleri ile ilgili ileri sürülen görüşler oldukça değişiktir ve çoktur. Her görüşü savunan kendisini destekleyecek bazı araştırma sonuçlarını da vermektedir.
Kekemeliğin Belirtileri ve Türleri
Kekemelik ışık ve ses dalgasına dayalı iki tür belirti veren bir iletişim problemidir. Kekemelik tek bir isim ile anılan bir pro blem ise de, kendi içinde bir takım ayrıcalıkları olan türler halinde de ele alınabilir.
Gelişimi içinde kekemelik belli bazı dönemlerde ayrılıp incelenebilir. Çoğunlukla kabul edilen "birinci dönem kekemeliği" ile "ikinci dönem kekemeliği" diye adlandırılan ikili ayırımdır.
Kekemeliğin başlangıç dönemi diye adlandırabileceğimiz bu dönemdeki konuşmada görülen belirtiler konuşmanın yalnızca sesine ilişkindir.
Bu dönem kekemeliğinde, duraksama, tutulma, yineleme ve uzatmalardan başka, birtakım yüz el, kol ve vücut devinmelerinin eklenmesiyle konuşma daha çok “NASIL” a dikkat çeker hale gelir.
Kekemeliğin tedavisinde izlenen yollar, nedenlere ilişkin kurumlara bağlı olarak çok ve değişiktir, Kekemeliğin nedenini yapısal bozukluğa bağlayan ya da o görüşte olan uzman sağaltımda o yöne ağırlık verecektir.
Birinci Dönem Kekemeliğinin Tedavisi
İnceleme sonunda çocukta gerçekten birinci dönem kekemeliği olduğu sonucuna varılırsa o zaman tedavi düşünülmelidir.
Birinci dönem kekemeliğiyle 5 - 6 yaş çocuğu konuşması arasında ayırım yapmak oldukça güçtür.
İkinci Dönem Kekemeliği Tedavisi
İkinci Dönem Kekemeliğin Tedavisi
İkinci dönem diye adlandırılan türden kekemelik olgularının tedavisinde değişik yöntemlerde kullanılmaktadır
Kekemeliğin Belirtileri ve Ortadan Kaldırma
Kekemeliğin Belirtilerini Ortadan Kaldırma: Bu yaklaşımın hareket noktası, her kekemenin bu belirtilerden kurtulmak isteği ve bir arayış içinde oluşurdur. Bu istek ve arayıştan yararlanılmalıdır.
Kekemelik Belirtilerini Ortadan Kaldırma
Kekemeliğin Belirtilerini Ortadan Kaldırma: Bu yaklaşımın hareket noktası, her kekemenin bu belirtilerden kurtulmak isteği ve bir arayış içinde oluşurdur.
Kekemelik Tedavisinde Psikolojik Destek
Kekemeliğin belirtilerini ortadan kaldırmak hiç kuşkusuz önemlidir. Fakat kendi başına yeterli değildir. Kekemenin kendisine, konuşmasına, çevresine karşı olan tutumunu değiştirmek gerekir. Kekeme “yapamam” dan “yapabilirim” e getirilmelidir
Kekemelik erkek çocuklarda, kız çocuklarda görüldüğünden daha yaygın olarak görülür,şiddeti ve sürekliliği de kız çocuklara göre fazladır.
Kekemelik Hangi Yaşta Ortaya Çıkar
Kekemelik, genellikle dil gelişiminin erken dönemlerinde ortaya çıkar (2-6 yaş). Kekemeliğin ortaya çıkma yaşı bazı durumlarda, okul çağına, nadiren yetişkinliğe rastlamaktadır.
Kekemelikle ilgili bilinmesi gerekenler
Daha önce kekemelik üzerinde yapılan araştırma ve çalışmaların birçok ortak görüşü biraraya getirmiştir. Bu ortak görüşlere kısa kısa değinilmekte yarar var.
Dil kazanımı insanların yaşamları sırasında başardığı en karmaşık işlemlerden birisidir. Genellikle çocuklar dili kendi doğal çevrelerinde herhangi bir sorunla karşılaşmadan kazanmaktadır.
Dil ve Konuşma Gelişim Dönemleri
Çocukluk çağından itibaren normal gelişim evrelerinin ve normal davranışın hangi dönemde, neyi ifade ettiğinin bilinmesi ortaya çıkabilecek bozuklukların erken teşhisinde büyük faydalar sağlamaktadır.
Konuşma bozuklukları, bazen yapısal bazen de fonksiyonel nedenlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bir çok nedene bağlı konuşma sorunlarından söz edilebilir
Gecikmiş konuşma, çocuğun beklenen yaşta ve şekilde konuşma-lisan becerilerinde sınırlılık olarak ifade edilebilir. Gecikmiş konuşma durumu fziksel ve zihinsel gelişimdeki genel bir gerileme nedeniyle 3. yaşın sonuna kadar dil gelişiminin olmamasıdır. Bu gerilik çeşitli belirtilerle kendini gösterebilir.
Fizyolojik konuşma güçlüğü konuşma bozukluğu olarak nitelendirilmemektedir. Fizyolojik konuşma güçlüğü çeken kişiler genellikle sesin çıkarılmasında problem yaşamaktadırlar.
Telaffuz bozuklukları, belirli konuşma seslerini telaffuz etmede veya kullanılan dilin kurallarına uygun söylenilmesindeki güçlüklerdir.
Afazi, beyinde meydana gelen hasar sonucu, dil ve konuşmanın bozulması ve anlaşılamamasıdır. Afazi, santral sinir sisteminde kazanılmış hasar, beyin krizi, beyin travması, intracranial tümörler, bakteriyel enfeksiyonlar, viral enfeksiyonlar, beyin apseleri, veya serebral zehirlenmeler sonucu ortaya çıkabilir.
Klinikte en sık görülen afaziler Broca afazisi, Wernicke afazisi ve bunların ikisine ait belirtileri birlikte gösteren total veya global afazidir.
Apraksi, istemli konuşmanın üretiminde sıralı konuşma hareketlerinin motor planlanmasında oluşan bozukluk sonucu otaya çıkan motor konuşma bozukluğudur.
Dizatri, konuşma organlarının hareket ve kontrolünü sağlayan kasların çalışmasında yaşanan sorunlar ve konuşma organlarının birbiriyle koordinasyonunun bozulması nedeni ile ortaya çıkan bir dil ve konuşma bozukluğudur.
Konuşma Bozuluğu ve Yutma Güçlüğü
Yutma güçlüğü, ağızdan mideye aktif yiyecek ve sıvı girişinde zorluk yaratan durum olarak tanımlanmaktadır. Yutma bozukluklarının nedenleri arasında; serebral palsi, merkezi sinir sistemi hasarları, beyin kanamaları, yaralanmalar, ağız bölgesindeki tümörler, kas hastalıkları, mide ve bağırsak sistemi hastalıkları, solunum bozuklukları, sinir sistemi hasarları, erken doğum, yaşlılık, yapısal anormallikler, genetik bozukluklar, psikolojik yutma ve beslenme bozuklukları sayılabilir.